21 Ağustos 2016 Pazar

Bir Electropol Festival Istanbul 2016‬ faciası


Pardon da bu ne biçim bir etkinlikti? Yapılan organizasyona organizasyon demeye bin şahit ister. Hadi maddelere bölüp, Robyn bugün neden sinirli, insanlar niçin küfrediyor bir bakalım. Minik minik, açık kelimelerle, yavaaaaaş yavaaaaş anlatacağım, herkes anlasın, değil mi?


1. Kapı Önü Faciası:
Saat 6'da geldik ve gördüğümüz kapalı kapılar ve bekleyen güruhtan dolayı ne olduğunu şaşırdık. Etkinlik mi kalktı?Ne oluyor yahu? Kimse bilmiyor. Bir sürü insan çimlere yayılmış, Maslak Oto Sanayi'nin benzincisinde oturuyor, içeriden müzik sesleri geliyor, ve biz giremiyoruz. 1,5 saat kapıda bekledik. BİR BUÇUK SAAT. Bu etkinlik 2'de başladı, 6'da ne kuyruğu yahu?! "Güvenlik nedeniyle" dendi, "içerisi çok kalabalık" dendi, "kapıda sıkışma var" dendi.. Bakın, durum buysa, buna göre önlem alırsınız. Bilet satmak kolay, o satılan biletler bangır bangır "%94ü gitti!" diye duyururken ona uygun güvenlik/önlem/giriş önlemleri alınmalıydı.

Neyse dedik. 1,5 saat sonra içeri girdiğimizde resmen mutluluktan ağlayacak halde girdik içeri. Girdik ama..

2. Maslak Arena Faciası:

Life Park için satılmış olan biletler, Life Park standartlarına göre yapılmıştır. Bunun için, Life Park'ın kaldırabileceği bir alternatif yer seçilmeliydi - ve bu alan Maslak Arena değil! O kadar doluydu ki adım atacak yer yoktu mekanda! Hayır bu insanların suçu değil kardeşim! Organizasyon olarak, gelecek kişi sayısını biliyor olmanız gerekir. Biletleri ona göre satmadınız yahu?! Electropol sayfasında "%94 gitti çabuk olun" diye reklam yapmadınız mı?! Yahu bu mekan %100 kişiyi almayı bırak, en fazla %50sini alabilirdi ancak?!

Hadi insanları geçtim..

3. Poineer Standı Faciası:

Eyvallah, güzel olay, millet DJ olsun, eğlenilsin, eğlenelim, oley.. Ama ana parti çadırının dibinde olan bu standın müzikleri, ana sahnede çalan müzikle birbirine girdi! İki ayrı telden çalan müziğin ve ritmin sonucu ise ayrı bi felaket! Ayrı ayrı güzel olan parçalar, birbirinin içinde sdece abuk subuk melodi oluşturdu. Ha, ayrıca, Poineer Standı'da Hot Dog standının dibinde olduğu için, hot dog kuyruğundakilerle birbirimizin içine girmemiz, ve "enfes"(!) hot dog kokusuyla burun buruna olmamız cabası.

Tamam bunlar da olabilir dedik, içeri girdik, bakalım sahne nasıl, dans edelim azıcık diye amma velakin..

4. Ana Çadır Faciası:

BU ÇADIRDA NİYE HAVALANDIRMA YOK KARDEŞİM? Bin tane adam var içeride, ve hepsi hoplayıp zıplıyor dans ediyor haliyle, bunun için burdayız, ama hiç mi havalandırma, ne bileyim, klima filan koymazsınız yahu? Bira veren barmenler, orda token satan elemanlar o kadar terlilerdiki ölecek sandık. Sonra bi öleceğiz sandık! Neden?

Yahu Ağustos 20. Hava felaket sıcak zaten. İçerisi kapalı alan, iki tane kapısı var, ESMİYOR VE HAVALANDIRMA YOK. O kadar sıcaktıki içeride 10 dakikada fazla durursak heralde bayılacaktık. Saunada dans partisi vermekle eşdeğer bir saçmalıktı. Hareketsiz dursak bile iki saniye içerisinde her pordan(ciltteki gözenekler olur kendileri) ayrı bir nehire döndü, sel oldu, vıcık vıcık olduk. Üstümüzde bir şort, bir tshit vardı, bu arada. Gayet havadar kıyafetler vardı yani. Tamam son dakikada yer değiştirdiniz de, bu dahiyane beyinlerinize hiç mi gelmedi "yav bir sürü insan olcak, bi havalandırma taksak hemen şuraya?" diye düşünmek? Hı? Dans ediyoruz, Küçükçiftlik Park'ta Skrillex konserine gitmiş birileri olarak kışın ortasında, donmamız gereken havada terledik. Açık hava. Şubat'ta. Buz gibi. Montları çıkartıp dans ettik. Ağustos'ta çadır içinde ölüme terkedilmiş gibi oldu resmen!

Onu da geçtim..

5. Uyuşturucu Faciası:

Yanımda biri "şeker" attı! Yanımda yahu. Biramdan bir yudum istedi ve o yudumla beraber hap attı resen. Demekki güvenliğiniz bi halt edememiş, çünkü içerdekilerin yarısı çoktan göz bebekleri hayva gibi büyümüş, haplanmış bir şekilde geziyordu. Ha yaşlarından bile emin değilim, +16 ne gece 2de bitecek olan festivalde? +18 yapsanız hadi neyse diyeceğim, en azından reşitler. Neler oldu gecenin sonunda hiç bir fikrim yok.

Çünkü DVBBZ son bir gün kala iptal etmişti, ve sonra öğrendim ki..

6. Konuk Faciası:

Line up'ın yarısı yok. Cielo'ya ve Tommy Trash'e ait hiç bir çekim, fotoğraf vs. görmedim. Tommy Trash'ten hiç bir yorum yok. Cielo ne oldu bilmiyorum. Ya da belki onların videosunu çekmeyi unuttu herkes mucizevi bir şekilde, çünkü biz saat 11.30 sularında "bu kadarı yeter, dayanamayacağım artık" dedik ve alanı terk ettik.

Koskoca festivalde birkaç tesellim vardı, onlarda hep kişilerin getirdiği keyifli anılardı. Arkadaşımla beraberdim, bu en iyisiydi zaten - çünkü dostluk her türlü zorluğu katlanılır hale getiren bir şey.

Ayrıca bira dağıtılıan yerdeki token vermekle uğraşan elemana aşırı büyük saygılar: her tarafından ayrı ter fışkırıyodu, barmenler bize bakamayacak kadar yoğunken token alımını bırakıp bize bira yetiştirdi. İsmini alamadım, ama genç bi çocuktu, çadırın içinde tokenlerle meşguldü.

İkinci olarak kapıdaki güvenliklerden biri herhalde en çok bezenlerden biriydi, çünkü kapıdaki güruh içeri girmek istiyordu, ve onların öfkeli halleriyle bu abimiz meşguldü. Sesi kısılmasına rağmen bağırarak laf anlatmaktan vazgeçmedi ve bir şekilde içeri girmemizi sağladı sonuç olarak. Bide benim güneş gözlüklerimi denedi, o da zevkliydi baya. Saçlarımıza "tövbe bismillah ne yaptınız saçınıza" diyen, giderken de "gülü gülü" diye seslenen abimiz, "tövbe bismillah dayımız", seviyoruz seni. Adamsın. :)

Gitmeden hemen önce fazla tokenlerle t-shirt aldık, birde fotoğraf çektirdik #makethemove başlıklı. Saklayacağım bir anım oldu, beni arayan bayan güvenlik görevlisi ayrı bir tatlılık abidesiydi, "sizi unutmayacağım!" diye arkamızdan sevimli sevimli uğurladı biz kolay gelsin dedikten sonra. Hakikatten göze batar bir haldeydik aksesuar bakımından, onlar da bunu tatlılıkla karşıladılar, hiç hır gür yaşamadım, ve bu güzel bir şey. Ama keşke tek güzel şey bu olmasaydı be ya!

Kısacası Electropol, seni gözümüzde çok büyüttük. Ben geç bir doğum günü hediyesi olarak almıştım bileti, çok heyecanlıydık arkadaşımla beraber. Ama bana yaşattığınız şey facia ardına facia oldu. Heralde toplasan yarım saat dansettik, geneli dışarıda nefes almaya çalışmak ve duracabilecek/oturabilecek yer aramakla geçti. Rezaletti ve açıkçası geç doğum günüm, tabiri caiz ise, piç oldu. Bunların hangi birine göz yumayım, yumsam geriye ne kalıyor?!


Öff be kardeşim.

6 Ağustos 2016 Cumartesi

Depresyon nedir?

Meraba, ben Robyn. Depresyondayım. Ve bunu insanlara açıklamaya çalışmaktansa canlı canlı yanmaya rağzıyım.
"Pozitif düşün" - Onu yapabilsem zaten sorun kalmayacak dimi kardeşim?
"Hepsi kafanın içinde." - CİDDEN Mİ. BEN KIÇIMDA SANIYODUM, VAY ARKADAŞ.
"Abartıyosun/Mutsuz olmak istiyosun/Savaşmıyosun" 

Savaşıyorum. Her sabah kalktığımda "niye ölmedim" demekten vazgeçmeye çalışıyorum. Aynaya baktığımda gördüğüm şeyden tiksinmemeye çalışıyorum. Kendimi yataktan kaldırmak için zihinen 15+ dakika hazırlanmam gerek. Dışarı çıkartmak için bir saat. Belki daha fazla. Bir sürü kötü düşünceyi ve paranoyayı yenmek için debeleniyorum. Bu düşünceler arasında;
"Kesin çirkinim & şişkoyum diye bakıyolar"
"Onlara niye benzemiyorum? Keşke onlara benzesem."
"Kesin beni kullanıyo. Yoksa benle niye beraber olsun?"
"Sinirli. Kesin bişi yaptım."
"Benim yüzümden."
"Yapamadım."
"Yapamıyorum."
"Yapamayacağım."

Bunları düşünmek istediğimi zanneden insanlar varsa, manyak mıyım ben? Böyle bi kafaya niye isteyerek sahip olmak istiyim?
Sorunları biliyorum, nerede ney yanlış ve neden kaynaklanıyora kadar herşeyi çözdüm ama henüz düzeltmek için bir çözüm bulamadım. En fazla günlük olarak kendimi ittirmeyi başarabiliyorum şimdilik. Düzelemeyecek kadar kötümüyüm? Hayır.

Ama bunun da ciddi bir sıkıntı olduğunu anlayın. Kafamın içini size açıp gösteremem, yada ne hissettiğimi size anlatamam, hissetiremem.

Herkesin kafası ve zihinsel dayanıklığı, olayları ele alışı değişiktir. Kimimiz sorunların en zorunun altından bile kalkabilecek kadar mantıklıyızdır, kimimiz ise en ufak durumda kırılacak kadar hassasızdır. 
Benim için, kafamın içi sanki herkesin bağıra çağıra konuştuğu, kocaman bir oda. Camı çerçevesi olmayan, gri, ve tıklım tıklım bir oda. Kaçamadığım bir yer. Dinlesem başka, dinlemesem başka.
Uyuyamıyorum. Uyusam bile parça parça uyuyabiliyorum, bu yüzden "yorgunmusun?" sorusunu sorma - evet, yorgunum. 
Saçma sapan kabuslar artık normal bi olay, bacağımın sürekli sallanması elimde olan ve bilinçli olarak yaptığım bir şey değil. 
Çözemediğim şeyler yüzünden sinirleniyorum çünkü yetersiz hissediyorum kendimi. Yetersizim diyorum.
Asla yapamayacağım, huzurum olmayacak. Kafamın iki tarafı iki ayrı uçken, beni kim ne yapsın?
Ailem bensiz daha rahat yaşar diyorum.
Arkadaşlarım beni dinlemek zorunda kalmaz diyorum.

.....



Gülmeye çalışıyorum. Eğlenmeye çalışıyorum. Düşünmemeye, daha doğrusu mantıklı düşünmeye çalışıyorum. İyi anılarıma tutunuyorum ve beni en derinden yaralayan kişileri ve olayları düşünmemeye çalışıyorum. Herşeyi oturtup çözüm aramaya çalışıyorum. 

Ama bazen gücüm kalmıyor gerçekten. Bazen uyanasım bile gelmiyor, yataktan çıkmayı bırak.. Dışarısı güneşliyken o güneş bana ihanetmiş gibi geliyo. Bedenim sanki bir ton, kaldıramıyorum kendimi. İlaçlarımı almayı unutuyorum. En sevdiğim şeylerden bile soğuyorum. Boğazım her daim düğüm düğüm oluyo böyle günlerde, ve tek yapabileceğim şey ise kendi kendime sarılıp "geçicek, geçicek" demek oluyo.

En azından kendime bunu öğretebildim. 

İlaç alıyorum evet. Ama ilaçlar tek başına birşey yapmaz. Sade geçici olarak seni stabil bi duruma getirir. Onun üzerine bişiler kurabilirsin, ama nasıl becermen gerektiğini her zaman bilemiyosun, ve bu noktada terapistler devreye giriyor. Göremediğin çözümleri sana sunmak, yaşadığın travmaları çözümlemek ve sonlandırmak için bir profesyonelin varlığı kesinlikle şarttır.

Diyeceğim şu;
Bu lanet olası şey, sırf zihinsel bir olay değil, bedeni bile komple göçertebilecek kadar güçlü bir hastalıktır ve tedavi edilmesi gerekmektedir. Sizden istediğim tek şey anlayış ve saygı. Acımı hissetmenizi veya bana ekstra şevkatmiş, otmuş, bokmuş filan göstermenizi istemiyorum. Acımanızı filan da istemiyorum.

Sadece anlayış ve saygı istiyorum. Başka bişi değil.

Kolaylaştırmak için tıbbı terimleri de aşağıya not olarak bırakıyorum. İhtiyacınız olursa diye.

Kalın sağlıcakla. Hem fiziksel hem zihinsel olarak.



Depresyon nedir?

Tıbbi sözlükte der ki;
Uyaranlara karşı duyarlığın azalması, girişim gücünün ve kendine güvenin yiterek umutsuzluğun, karamsarlığın güçlenmesi biçiminde beliren ruhsal bozukluk.

Belirtileri ise;
Konsantrasyon Sorunları: İş yerinde, okulda ya da yemek yaparken dahi konsantre olamama, bir kitabın veya filmin sonunu getirmekte zorlanma.
Detayları Hatırlamakta Zorlanma: Yaşanan bir olayın önemli detaylarını unutma, hatta bazen olayların kendisini unutma.
Karar Vermekte Zorlanma: Daha önceden kolaylıkla verilen kararları depresyon nedeniyle verememe, yanlış karar vereceğinden korkma.
Halsizlik ve Enerji Azlığı: Nedensiz halsizlik, hobi veya keyif alınan diğer aktiviteleri yapmakta zorlanma, ilgisizlik.
Suçluluk, Değersizlik ve/veya Beceriksizlik Hisleri: Nedensiz olarak ya da sizin kontrolünüzde olmayan olaylar nedeniyle yaşanan suçluluk hissi, günlük aktiviteler sırasında dahi beceriksizlik hissi.
Normalden Fazla veya Az Uyuma: Uykunuz olsa dahi bir türlü uykuya dalamama veya tam tersi olarak yorgun olmasanız dahi günde 9-10 saat uyuma.
Olumsuz Düşüncelerin Önüne Geçememe: Her şey yolunda olsa dahi gelecekle ilgili aşırı kaygılanma, kendinizle ya da sevdiklerinizle ilgili önüne geçemediğiniz olumsuz düşünceler.
İştah Azlığı veya Aşırı İştahlı Olmak: İştahta, uyku gibi depresyon sırasında 2 farklı uçta olabilir. Bazı kişiler olumsuz düşünceler nedeniyle iştahını kaybederken bazı kişiler bu mutsuzluk halini aşmak için daha fazla yemek yiyebilir.
Huzursuzluk Hissi, Agresif Olma Hali: Ortada bir neden yokken huzursuz hissetmek, olaylar karşısında aşırı sinirli ve agresif tepkiler vermek.
Aşırı Alkol Tüketimi: Depresyonda olan kişilerde alkol tüketiminin artması dışında aşırı hızlı araç kullanma, kumar oynama ve tehlikeli sporlar yapma gibi düşüncesiz davranışlarda artış görülebilmektedir.
Hayatın Yaşamaya Değer Olmadığı Düşüncesi: Renkli bir sosyal yaşantınız, iyi ilişkileriniz ve başarılı bir işiniz olabilir ancak depresyondaysanız bunların hayatınıza değer kattığını görmeden yaşamanın bir anlamı olmadığı düşünebilirsiniz.

Alarm belirtileri;

  • Çok üzüntülü bir ruh halinden mutlu bir ruh halinde aniden geçiş.
  • Sürekli ölüm hakkında konuşma veya düşünme.
  • Derin üzüntü, ilgi kaybı, uykusuzluk ve yeme sorunları.
  • Kişinin “ölüm isteği” olması ve buna bağlı olarak tehlikeli davranışlarının artması.
  • Önceden değer verdiği şeylere karşı ilgisinin kaybolması.
  • Değersizlik, umutsuzluk, anlamsızlık hakkında yaptığı yorumların artması.
  • “Kurtulmak istiyorum”, “burada olmasam daha iyi olurdu” cümlelerini sık kullanması.
  • İntihar hakkında konuşması.