İyi hoş ama lanet olmuyo işte.
Terörü şiddetle kınıyoruz! Şehit ailelerine başsağlığı diliyoruz! Bunları hede hödö kem küm lanetliyoruz!
Sonuç?
Aynen düz devam. Sen facebook'ta, orda burda kınadığınla kalıp, "ben çok uyanığım herşeyden haberim var, herşeyin aslını ben biliyorum" imajını çizip oturmuş oluyosun. Imajın yerinde mi? Okey, devam ediyorum.
Akıllı sanıp ortalığı birbirine iyicene katıp düşmanlığa düşmanlık katmak için paylaştığın her paylaşım, ortamı germek için söylediğin her söz, şan kattığın her şehit ego tatmininden başka birşey değil, onu demek istiyorum. İnstagram'da siyah resim paylaşınca, ölenin ruhu şad mı oluyo? "Hüseyin bak bizim adımıza siyah resim paylaşmışlar, terörü de kınıyolarmış!"
Hay ağzına sıçayım senin.
O çocukların daha yaşayacak yılları vardı lan. Gencecik halleriyle öldü gitti ve sen beş dakikada başkasından yürüttüğün "terörü kınıyoruz" postu ile ne o ailenin acısı dindi, ne kendilerini güçlü ve kalabalık hissettiler, ne o şehit geri geldi, ne de ruhu cennete erişti. Öldü lan öldü o çocuklar.
Askerlerle beraber insanlığımız da öldü. Hepimiz klavye başından sallamaya başladık çünkü gücümüz sadece buna yetti. Neden? Korkuyoruz çünkü. Ağzımızı açıp, yumruğumuzu kaldırmaya korkuyoruz çünkü her an bir TOMA altında kalıp etkisiz hale getirilebiliriz. İşin kötü tarafı, bunun için adımız "terörist"e, "çapulcu"ya çıkabilir, acıdan ölen yakınlarımız "karaktersiz" ve "kanı bozuk" olabilir.
Yani yattığımız yerde de rahat yok. Biz yatınca değişen bişi de yok. Niye?
Sürü psikolojisi.
Bende korkuyorum. Benim de elimden gelen tek şey acıklı acıklı alabildiğim haberlere bakmak. Öyle bi hale geldim ki okuduğum her habere "gerçekten böyle mi acaba" der hale geldim.Gözüm bunu görüyor evet, ama medya ne yansıtıyor? Biri anya diğeri konya olan iki ucun dışında, ortada kalmış bir medya organı var mı?
Gerçek nerde ve ne kadar hızlı bi şekilde elime geçiyo?
Ben neyi görüyorum, veya neyi görmek istiyorum?
Acaba ben sandığım kadar nötrmüyüm, yoksa geçmişte toplumun bana yedirdiği sınırlar, bilinç altımı mı etkiliyo hala?
Sonuç şu ki, her saniye ölüyoruz. Her saniye ya acıdan ya gerçekten ölüyoruz. Yaşımız, dinimiz, dilimiz, cinsiyetimiz farketmiyo - karşıysak ölüyoruz, karşı değilsek de ölüyoruz.
Ve onlara da bi skim olmuyo!
Ha peki "napcam o zaman" diyosan bende bilmiyorum. Savaşcaz. Adam olup oy vercez, öyle "anarşistim ben istemiyorum, fak dı sistım" diyeni ıslak kızılcık sopasıyla döverim, sizin de o aşağı gördüğünüz koyunlardan farkınız yok amk.
Yeterli mi? Yetersiz. Diyecek laf, edecek küfür bulamıyorum. Bunları yapana kadar çözüm üretmek lazım. İnsanlığı gömdüğümüz yerden geri çıkartmak lazım yoksa gidişat iyi değil.
7 Eylül 2015 Pazartesi
29 Ağustos 2015 Cumartesi
Kaç kız, tanklıyorum!
Bu oyunun kattığı zevki heralde başka bi oyunda bulamıycam.
Peki niçin? Biraz bahsedeyim. Teeee fi senesinde, bendeniz daha yeni 19-20 sınırındayken, Çağan diye biriyle tanıştım. Efenim bu bey, bir kaç bey ve hanımla World of Warcraft oyunuyodu tanıştığında. Nasıl tanıştığımıza değinmeyeceğim, ama yakışıksız bi durum yoktu.
Battlegrounddaydı. Tabi ben bilmiyodum neyin ne olduğunu, o zamana kadar oyuna para vermek mi? LOL, f2plerle iyiyim ben kafası yaşıyodum. Lakin o battleground'u gördüm, "aaa ne ilginç" derken bir kedi geçti!
Çita. "O NEĞ!" diye çığırdım. Druidmiş. Kedi oluyomuş, ayı oluyomuş, kuş oluyomuş.. oyunu anlatmaya başladı. İyicene ilgimi çektikten sonra denemeye karar verdim. İlk açtığım karakterse Pantherspurr adına bir night elf druid'di. Neden?
Kedi.
Guild'a alındım - Tosun Pasha, US - Elune -ve alınmamla beraber muhabbete aşık oldum. İnsanlara rahat, insanlar nerd, insanlar geyik ve ingilizce türkçe karışık! Ben ki hayatım boyunca adam akıllı sığınacak yer bulamamış zat, bi anda "HONEY I'M HOME" diye eve gelmiş gibi oldum resmen!
Sonra US'ten taşındık, EU'ya geçtik. Horde olduk. Raid ettik, şu oldu bu oldu. Ben Burning Crusade'de başlamıştım ve neyin ne olduğunu bilmiyodum, tabisi elimden tutup yer yön gösterdiler ve sonrasında oyuna alıştıkça bende aynısı yapmaya gayret gösterdim.
Güzel günlerdi. Hikayesine, karakterlerine, görsellerine aşık olmamı bırak, ben o ortamı seviyodum.
Sonra? Sonra bitti gitti. Cataclysm bitti, Mists of Pandaria açıklandı ve bi anda herkes yokoldu. Buyrun soğuk duş etkisi! Bi daha da toplanılmadı, o keyif kaçtı, bende kendimi bi Roleplay server'ına attım. Hala da ordayım. Neden?
Çünkü bu oyun sayesinde bissürü şeyin altından kalkabildim. Büssürü anım oldu, büssürü güzel insanla tanıştım. Gerçek hayattan kopup, o korkunçlu günleri bu oyunda bulduğum insanların yanında, pikseller arasına kaçarak atlattım.
Guild Leader'ımız Arman'a - Nam-ı Değer Urich Lockgaard, agresif cüce, kızıl saçları raid esnasında beyazlayan tank -, Raid esnasında random anime introları çalan Byb'a - Shienarathla, hunter extraordinaire, hunter-senpai -, Aslı'ya - diğer agresif kızıl cüce Gilgret -, İnci'ye, - Pearlnebula, healadin, "ben holy'ken de quest yapabilirim ki", mount'mu, var o bende! - Erşat'a - DK op hacı, şşş, - Zusa'ya - abi horde daha gzel -, Çağan'a - INTRUDER ALERT, INTRUDER ALERT - Barlas'a - gnome'mu o - Kaan'a - arcane iki tuş - Cantürk'e - stripper paladin, yaralı şaman, YORU COCK?! - Murat abiye, ve oyunda tanıştığım, sevdiğim herese /salute! Göçüp gidene de ayrı bi /salute.
Selam olsun o güzel insanlara, ve selam olsun Blizzard'a! GG, WP.
Peki niçin? Biraz bahsedeyim. Teeee fi senesinde, bendeniz daha yeni 19-20 sınırındayken, Çağan diye biriyle tanıştım. Efenim bu bey, bir kaç bey ve hanımla World of Warcraft oyunuyodu tanıştığında. Nasıl tanıştığımıza değinmeyeceğim, ama yakışıksız bi durum yoktu.
Battlegrounddaydı. Tabi ben bilmiyodum neyin ne olduğunu, o zamana kadar oyuna para vermek mi? LOL, f2plerle iyiyim ben kafası yaşıyodum. Lakin o battleground'u gördüm, "aaa ne ilginç" derken bir kedi geçti!
Çita. "O NEĞ!" diye çığırdım. Druidmiş. Kedi oluyomuş, ayı oluyomuş, kuş oluyomuş.. oyunu anlatmaya başladı. İyicene ilgimi çektikten sonra denemeye karar verdim. İlk açtığım karakterse Pantherspurr adına bir night elf druid'di. Neden?
Kedi.
Guild'a alındım - Tosun Pasha, US - Elune -ve alınmamla beraber muhabbete aşık oldum. İnsanlara rahat, insanlar nerd, insanlar geyik ve ingilizce türkçe karışık! Ben ki hayatım boyunca adam akıllı sığınacak yer bulamamış zat, bi anda "HONEY I'M HOME" diye eve gelmiş gibi oldum resmen!
Sonra US'ten taşındık, EU'ya geçtik. Horde olduk. Raid ettik, şu oldu bu oldu. Ben Burning Crusade'de başlamıştım ve neyin ne olduğunu bilmiyodum, tabisi elimden tutup yer yön gösterdiler ve sonrasında oyuna alıştıkça bende aynısı yapmaya gayret gösterdim.
Güzel günlerdi. Hikayesine, karakterlerine, görsellerine aşık olmamı bırak, ben o ortamı seviyodum.
Sonra? Sonra bitti gitti. Cataclysm bitti, Mists of Pandaria açıklandı ve bi anda herkes yokoldu. Buyrun soğuk duş etkisi! Bi daha da toplanılmadı, o keyif kaçtı, bende kendimi bi Roleplay server'ına attım. Hala da ordayım. Neden?
Çünkü bu oyun sayesinde bissürü şeyin altından kalkabildim. Büssürü anım oldu, büssürü güzel insanla tanıştım. Gerçek hayattan kopup, o korkunçlu günleri bu oyunda bulduğum insanların yanında, pikseller arasına kaçarak atlattım.
Guild Leader'ımız Arman'a - Nam-ı Değer Urich Lockgaard, agresif cüce, kızıl saçları raid esnasında beyazlayan tank -, Raid esnasında random anime introları çalan Byb'a - Shienarathla, hunter extraordinaire, hunter-senpai -, Aslı'ya - diğer agresif kızıl cüce Gilgret -, İnci'ye, - Pearlnebula, healadin, "ben holy'ken de quest yapabilirim ki", mount'mu, var o bende! - Erşat'a - DK op hacı, şşş, - Zusa'ya - abi horde daha gzel -, Çağan'a - INTRUDER ALERT, INTRUDER ALERT - Barlas'a - gnome'mu o - Kaan'a - arcane iki tuş - Cantürk'e - stripper paladin, yaralı şaman, YORU COCK?! - Murat abiye, ve oyunda tanıştığım, sevdiğim herese /salute! Göçüp gidene de ayrı bi /salute.
Selam olsun o güzel insanlara, ve selam olsun Blizzard'a! GG, WP.
6 Haziran 2015 Cumartesi
Beyaz Kız
Ekşisözlük'te bi yazı okurken, bende kendi eklememi yapayım dedim.
Son iki senedir çok şey öğrendim. Kendime, hayata, insanlara.. herşey üzerine bi çok şey öğrendim. Yaşlı, genç.. bi sürü öğretmenim oldu. Kendi yanlışlarımı gördüm. Kafamın ucuna oyulmuş yanlışları öğrendim mesela. Orospunun görüntüde değil, ruhta bittiğini öğrendim. Kalıba bakıp, kesin şöyledir böyledir dediğimi, sonra da insanlardan beni görüntüme göre yargılamamasını istediğimi farkettim. Bu tavrımın yanlış olduğuna kanaat getirerek, bitirdim. Kadınlık kavramının ruhta bittiğini öğrendim. Dişi olmama rağmen, "kadın" olmak zorunda olmadığımı öğrendim. Bilmediğim bir sürü cinsel kimlik olduğunu öğrendim.
Depresyonun insanın kafasını nelerle doldurduğunu, depresyonu yenince farkettim. Irkçı düşüncelere sahip değilim, ama şartlandırıldığımı farkettim. Birileri korkuttuğu zaman aşırı tepki verdiğimi farkettim. İnsanların sınırlardan ibaret olmadığını savundum, ama "oralı/buralı" kafasını her ne kadar "biz kardeşiz" desekte birileri tetikleyince ağzımdan döküldüğünü ve bunun ne kadar yanlış olduğunu farkettim. Irk derken, şair burada tek bir ırktan bahsetmiyor, yanlış olmasın. "Lan ne diyorum ben ya/ne yapıyorum lan ben" diyene kadar da iş işten geçmiş oluyo.
Kişilerin iyiliği ve kötülüğü, kökenine veya görünüşüne göre ayarlanmaz. Yaşadıklarına göre şekillenir. Aklının açıklığına göre değişir.
Zihindeki zincirleri sorgulamadan taşımak, sirkte doğmuş bir kaplan gibi yaşamaktan farksız. Sorgulama yok, itaat ediyosun, neden ettiğinin farkında bile değilsin çünkü olsan, çoktan o sirk müdürünü yemiştin!
Sessizlik altındır, ama senin canını yakana da sessiz kalmak enayiliktir, bunu öğrendim! Bazen "sikerimaeee" demek gerekiyormuş, bu da en son dersim oldu mesela. Daha öğrenmem gereken milyon tane şey var, geberene kadar da devam etcek işte. Lakin yanlışlarımı farkedebiliyorum en azından, bu yüzden de etrafımdaki herkese teşekkür ediyorum. Sorgulamayı öğrendim nihayetinde en azından. Kardeşiz biz lan!
Son iki senedir çok şey öğrendim. Kendime, hayata, insanlara.. herşey üzerine bi çok şey öğrendim. Yaşlı, genç.. bi sürü öğretmenim oldu. Kendi yanlışlarımı gördüm. Kafamın ucuna oyulmuş yanlışları öğrendim mesela. Orospunun görüntüde değil, ruhta bittiğini öğrendim. Kalıba bakıp, kesin şöyledir böyledir dediğimi, sonra da insanlardan beni görüntüme göre yargılamamasını istediğimi farkettim. Bu tavrımın yanlış olduğuna kanaat getirerek, bitirdim. Kadınlık kavramının ruhta bittiğini öğrendim. Dişi olmama rağmen, "kadın" olmak zorunda olmadığımı öğrendim. Bilmediğim bir sürü cinsel kimlik olduğunu öğrendim.
Depresyonun insanın kafasını nelerle doldurduğunu, depresyonu yenince farkettim. Irkçı düşüncelere sahip değilim, ama şartlandırıldığımı farkettim. Birileri korkuttuğu zaman aşırı tepki verdiğimi farkettim. İnsanların sınırlardan ibaret olmadığını savundum, ama "oralı/buralı" kafasını her ne kadar "biz kardeşiz" desekte birileri tetikleyince ağzımdan döküldüğünü ve bunun ne kadar yanlış olduğunu farkettim. Irk derken, şair burada tek bir ırktan bahsetmiyor, yanlış olmasın. "Lan ne diyorum ben ya/ne yapıyorum lan ben" diyene kadar da iş işten geçmiş oluyo.
Kişilerin iyiliği ve kötülüğü, kökenine veya görünüşüne göre ayarlanmaz. Yaşadıklarına göre şekillenir. Aklının açıklığına göre değişir.
Zihindeki zincirleri sorgulamadan taşımak, sirkte doğmuş bir kaplan gibi yaşamaktan farksız. Sorgulama yok, itaat ediyosun, neden ettiğinin farkında bile değilsin çünkü olsan, çoktan o sirk müdürünü yemiştin!
Sessizlik altındır, ama senin canını yakana da sessiz kalmak enayiliktir, bunu öğrendim! Bazen "sikerimaeee" demek gerekiyormuş, bu da en son dersim oldu mesela. Daha öğrenmem gereken milyon tane şey var, geberene kadar da devam etcek işte. Lakin yanlışlarımı farkedebiliyorum en azından, bu yüzden de etrafımdaki herkese teşekkür ediyorum. Sorgulamayı öğrendim nihayetinde en azından. Kardeşiz biz lan!
5 Haziran 2015 Cuma
Mutlu olalım be kardeşim!
Kaçmak değil, gitmek istiyorum.
Gereksiz herşeye ve herkese tolerans göstermektense, susmaktansa konuşup, kesip atmayı istiyorum.
Hatta bazen konuşmak bile istemiyorum. Çünkü değmez abi. Değmez yani.
Özgürlük, çok para gerektiren bişi değil. Tuttuğun bir şeyi atmak.
Veya bi kişiyi.
Sonuç değişmiyo.
Yapmak lazım lakin.
Gereksiz herşeye ve herkese tolerans göstermektense, susmaktansa konuşup, kesip atmayı istiyorum.
Hatta bazen konuşmak bile istemiyorum. Çünkü değmez abi. Değmez yani.
Özgürlük, çok para gerektiren bişi değil. Tuttuğun bir şeyi atmak.
Veya bi kişiyi.
Sonuç değişmiyo.
Yapmak lazım lakin.
SUCH EXCITE
Ve şimdi de güzel şeyler.
Axwell /\ Ingrosso'ya gidicek olmam mesela. Fantastik bi durum. Skrillex'in ertelenmesiyle beraber bunun onun yerine gelmesi inanılmaz oldu. Niçin? Bikoz why not?
Robyn needs her first rave!
Ondan ziyade, Swedish House Mafia'ya biraz değinmek istiyorum. Dağıldılar evet, ayrı ayrı ve bazen hep beraber takılıyolar yine, bu da bi gerçek. Ama son zamanlarda olumlu şeyleri görmemi sağlayan besteler bu ikiliden çıktı.
Çok yakın bir arkadaşım sayesinde öğrendim! Meğer ihtiyacım olan şey buymuş!
Genel olarak elektronik müzik camiasından öğrendiğim çok şey var. Ve evet, ihtiyacım böyle bir hayatmış. Ben bu olmak istiyormuşum. Müziklerle insanları dans ettirmek, mutlu etmek, hayatındaki sıkıntıları biraz da olsa unutturmak istiyomuşum.
Bana bunu kattılar!
Şu ana kadarki müzikal geçmişimin hiç mi önemi yok? Haşa. Hayatta kalmamı sağlayan şey müzik. Sadece, aradığım elementlerin hepsi burada mevcutmuş. Bonusu ise.. müzikte sınır yok. İstediğim elementi katabilirim.
Yeterki mutlu olalım be kardeşim!
24 Mayıs 2015 Pazar
Restart, refresh, reboot.
İçimin, dışarıdakileri kaldıramadığı günlerden biri yine.
Yo, kesinlikle depresyon değil, bir "relapse" yaşamıyorum, veya "hayatım berbat, aman tanrım!" değil sıkıntım. Bilmediğim, yabancılık çektiğim şeyler değil, zamana bırakmam ya da kesip atmam gereken bir sürü kırmızıya boyanmış bir sürü iplik sarılmış etrafıma.
Hani yürüyemiyorum desem, yürüyorum. Ama iki ayağında farklı çizgilerden yürümeye çalışınca.. o iş yaş işte.
Kimseye de anlatamıyorsun, sıkıntı burada. O kadar ön yargılı bir karşı çıkma var ki, sanırsın "Çin Seddi'ni yıkalım" dedik. Bunun üzerine bağırdı, çağırdı, o seddi ikiye katlamaya karar verdi.
Halbuki sen sadece "bugün de Eiffel Kulesi'ne bakalım" demiştin, dimi?
Di.
Sonunda iş "Lan sanane! Hayat benim hayatım!"a geliyor. Bir annenin çocuğunun doktor olmasını istemesi, sadece onun gurur duyabileceği bir şey değil, ayrıca onu sevdiği, ve iyi bir yaşam istemesi anlamına geliyor. Lakin onun iyi gördüğü hayat, çocuk için iyi olmayabilir.
Bırakın istediklerini yapsınlar. Siz sadece fikrinizi söyleyin, ama afaroz da etmeyin karşınızdakini lan! Size yanlış geliyor olabilir, belki canları yanacak evet ama bırakın istediklerini yapsınlar. Yardım edin, ama destek olmayacaksanız da köstek olmayın yahu.
İşte hayatlar da böyle. Sizin diliniz yanınca sanıyorsunuz ki herkesin dili yanacak. Daha karşınızdaki ne düşünüyor sorgulamadan direk yargıyı basınca olan oluyor. Haliyle yorgun olan sen de yol veriyosun karşındakine.
Sonra "ama bu kız böyle değildi ki, götü kalktı kesin" oluyor. Burada bi ironi var ama dur bi saniye..
Eskilerden bir fotoğraf alıp gülümserseniz en âlâ kaşarsınız bi kere.
Kibarca reddi anlamayana "hadi lan ordan yallah" derseniz hele, aman yarabbi, Hitler yanınızda halt etmiş.
Kadın dediğin egosu olmıycak kardeş!
Kadın dediğin herkese gülcek ama o hariç, ona gülerse kesin yollu.
Kadın dediğin şöyle olcak.
Erkek dediğin böyle olcak.
İyiki genderfluid'im kardeş. Yoksa işimiz iş.
Çıkamam bunca şeyin içinden!
Finallerim bana yetiyo, teşekkür ederim, bitiminde de kendimi müziğe vericem, artık ne çıkarsa bahtıma, tekil çalışmıyorum da zaten.
Kafamda herşey yerli yerinde lakin bu satranç parçalarının pozu şimdilik saçma göründüğü için, bazıları taktiğimin olmadığını düşünüyor.
Şah mat bekliyorum canım. Ayrıca benim oyunum lan, istediğim gibi oynarım, sanane mınakoyim? Ben kendim yapıp kendim kazanmak istiyorum.
Paylaşmak istemiyorum! Paylaşacağım vakit zaten paylaşırım, ne zorluyosun be yavrum? Hem vakit kaybı, hem de gözümde bi kaç point düşme durumu. Lose-lose. Neyin ısrarı bu?
Onca şey üst üste binince, bir Özkan Uğur misali YAĞRABBİİİĞM diye çığırasım geliyo.
Oh beybi.
Yo, kesinlikle depresyon değil, bir "relapse" yaşamıyorum, veya "hayatım berbat, aman tanrım!" değil sıkıntım. Bilmediğim, yabancılık çektiğim şeyler değil, zamana bırakmam ya da kesip atmam gereken bir sürü kırmızıya boyanmış bir sürü iplik sarılmış etrafıma.
Hani yürüyemiyorum desem, yürüyorum. Ama iki ayağında farklı çizgilerden yürümeye çalışınca.. o iş yaş işte.
Kimseye de anlatamıyorsun, sıkıntı burada. O kadar ön yargılı bir karşı çıkma var ki, sanırsın "Çin Seddi'ni yıkalım" dedik. Bunun üzerine bağırdı, çağırdı, o seddi ikiye katlamaya karar verdi.
Halbuki sen sadece "bugün de Eiffel Kulesi'ne bakalım" demiştin, dimi?
Di.
Sonunda iş "Lan sanane! Hayat benim hayatım!"a geliyor. Bir annenin çocuğunun doktor olmasını istemesi, sadece onun gurur duyabileceği bir şey değil, ayrıca onu sevdiği, ve iyi bir yaşam istemesi anlamına geliyor. Lakin onun iyi gördüğü hayat, çocuk için iyi olmayabilir.
Bırakın istediklerini yapsınlar. Siz sadece fikrinizi söyleyin, ama afaroz da etmeyin karşınızdakini lan! Size yanlış geliyor olabilir, belki canları yanacak evet ama bırakın istediklerini yapsınlar. Yardım edin, ama destek olmayacaksanız da köstek olmayın yahu.
İşte hayatlar da böyle. Sizin diliniz yanınca sanıyorsunuz ki herkesin dili yanacak. Daha karşınızdaki ne düşünüyor sorgulamadan direk yargıyı basınca olan oluyor. Haliyle yorgun olan sen de yol veriyosun karşındakine.
Sonra "ama bu kız böyle değildi ki, götü kalktı kesin" oluyor. Burada bi ironi var ama dur bi saniye..
Eskilerden bir fotoğraf alıp gülümserseniz en âlâ kaşarsınız bi kere.
Kibarca reddi anlamayana "hadi lan ordan yallah" derseniz hele, aman yarabbi, Hitler yanınızda halt etmiş.
Kadın dediğin egosu olmıycak kardeş!
Kadın dediğin herkese gülcek ama o hariç, ona gülerse kesin yollu.
Kadın dediğin şöyle olcak.
Erkek dediğin böyle olcak.
İyiki genderfluid'im kardeş. Yoksa işimiz iş.
Çıkamam bunca şeyin içinden!
Finallerim bana yetiyo, teşekkür ederim, bitiminde de kendimi müziğe vericem, artık ne çıkarsa bahtıma, tekil çalışmıyorum da zaten.
Kafamda herşey yerli yerinde lakin bu satranç parçalarının pozu şimdilik saçma göründüğü için, bazıları taktiğimin olmadığını düşünüyor.
Şah mat bekliyorum canım. Ayrıca benim oyunum lan, istediğim gibi oynarım, sanane mınakoyim? Ben kendim yapıp kendim kazanmak istiyorum.
Paylaşmak istemiyorum! Paylaşacağım vakit zaten paylaşırım, ne zorluyosun be yavrum? Hem vakit kaybı, hem de gözümde bi kaç point düşme durumu. Lose-lose. Neyin ısrarı bu?
Onca şey üst üste binince, bir Özkan Uğur misali YAĞRABBİİİĞM diye çığırasım geliyo.
Oh beybi.
Lan çek o parmağı! Çek! Sikerimaaaeeeğğğ..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


